1 saat önce
Genç gazetecilerle bir araya geldiğimizde geçmişten söz ediyoruz…
Yaşadıklarımızdan…
Birlikte yürüdüğümüz yol arkadaşlarımızdan…
Ustalarımızdan, ağabeylerimizden, yaşıtlarımızdan,
bizlerden yaşça küçük olanlardan…
Onlarla birlikte yaptıklarımızdan…
Zaman zaman da duygulanmıyor değiliz elbette…
O yolculukta, yan yana yürüdüğümüz birçok isim yok şimdi…
Adlarını anarken, içimiz ‘cız’ ediyor…
‘Ne güzel günlermiş’ demekten alamıyoruz kendimizi…
Çok önemli değerlerimizi yitirdik…
Can arkadaşlarımızı,
saygıyı hak edecek ağabeylerimizi…
Hepsinin mekanı cennet olsun…
Hayatta olanlara ise ‘Sağlıklı ömür’ dileyelim…
++++++
43 yıllık meslek yaşamımda çok özel günler geçirdim elbette…
1983 yılında, Eryılmaz Sokak’ta Günaydın’ın kapısından girdiğim o ilk gün hala gözlerimin önünde…
Sonrasında hep sporun içinde oldum.
Türkiye’de çıkan 7 spor gazetesinden,
Spor ve Fanatik dışında hepsinde yer aldım.
Ancak bazılarının yeri sanki biraz farklıydı…
Taraftar gibi… Pas gibi… Fotospor gibi… FotoGol gibi…
Özellikle PAS gazetesi meslek yaşamımda unutamayacağım anılarla dolu…
Can kardeşim Orhan Zeki Ak’ın, “Nihat, yeni bir spor gazetesi yapacağız… Mustafa Küçük ağabey sahibi… Elbette Dinç Bilgin destekli olacak… Benimle birlikte olmanı istiyorum” sözleri bir hayli heyecanlandırmıştı beni.
Uzatmayalım, mütevazı bir kadroyla yola koyulduk.
Orhan Zeki Ak, Nihat Erence, Zafer Ertem, Cem Dalmaz, Emin Uluç ilk aklıma gelen isimler.
Sonra Turgay Demir de katıldı aramıza…
16-17 kişilik bir ekiple, 150-200 kişi çalıştıran spor gazeteleriyle yarışa başladık…
Çok güzeldi her şey bizim için...
Ancak Babıali’deki kriz bitip Dinç Bilgin yeniden Sabah’ın başına geçince, PAS ve Fotomaç birleşti.
Tek gazete oldu anlayacağınız.
Sonrasında PAS tamamen silindi, spor gazetesi Fotomaç olarak devam etti.
++++++
Mustafa Küçük, her şeyiydi PAS gazetesinin...
Adını kendi verdiği, büyük emekler sarfettiği gazete, Sabah grubuna geçerken, gözlerindeki yaşı hala hatırlıyorum.
Kolay değildi elbet, öylesine sıkıntılı bir süreçte gazete yapmak ve bunu, çok mütevazı bir kadroyla tüm Türkiye’ye okutmak.
Hep birlikte başarmıştık bu işi…
++++++
2005 yılında bir kez daha Mustafa Küçük ile yollarımız keşişti.
Fotospor Gazetesi yeniden yayın hayatına başladı.
Gazetenin başında, sevgili dostum, ustam Büşah Gençer vardı.
Bu kez PAS’taki gibi 17 kişiyle değil, 35 gazeteci ile yola çıktık.
Tosun Yavuz, Hasan Ercazip, Şükrü Kaya, Fatih Türker, Ahmet Konanç, İsmet Akkoç, aklıma ilk gelenler…
Fotospor da tıpkı PAS gibi kısa sürede kendini Türkiye’de kanıtladı.
Sonra ekibe ‘Büyük Usta’ Tevfik Yener de katıldı…
Her güzel şeyin bir sonu olur ya...
Sonrasında yaprak dökümü başladı!
Önce Büşah Gençer, ardından Nihat Erence (Ben) ekipten ayrıldı...
Kan kayıpları artınca gazetenin içeriği de zayıfladı.
Göreve getirilenlerin deneyimsizliği, Fotospor’un sonunu hazırladı.
Hatırlıyorum; yine o günlerin birinde telefonum çaldı...
Arayan Mustafa Küçük ağabeydi...
Sitem dolu sözlerle, bir yandan da fırçalayarak, “O Arabı da (Büşah Gençer) al buraya gel. Sizin yeriniz burası. Ne işiniz var, Sözcü’de Fotogol’de?” dedi.
Elbette, araması çok değerliydi ancak, sorumluluk aldığımız bir yeri bırakmayacağımızı en iyi bilen kişi yine Mustafa Küçük’tü…
++++++
22 Ocak’ta Yaşar Çalışkan’dan bir telefon aldım, “Mustafa Küçük ağabey vefat etti. Bugün Levent’ten cenazesi kaldırılacak. Ben gidiyorum. Sen de gelirsen görüşürüz” dedi.
Ayaklarımda yaşadığım sıkıntıya rağmen, yola koyuldum. Camiye biraz erken gittiğim için kalabalık yoktu…
Aileden birkaç kişiyle görüşüp baş sağlığı diledim...
Sonrasında dostlar, birlikte çalıştığımız arkadaşlar bir arada olduk. Eskilerden konuştuk…
Mustafa ağabeyin, kriz dönemlerinde Dinç Bilgin’e, Önay Bilgin’e nasıl destek verdiğini, onlar için yaptığı fedakarlıktan söz ettik.
Ustamız Tevfik Yener ile ne kadar iyi bir dost olduklarını, hasbihal ettik.
Orhan Zeki Ak’ın, Hakkı Yalçın’ın, Recep Kondakçı’nın, Aşkın Gönüler’in Mustafa Küçük için ne kadar değerli olduklarından bahsettik...
Anlayacağınız,
o 2 saatlik sürede, meslekteki 43 yılımız gözlerimizin önünden bir film şeridi gibi aktı, geçti…
++++++
Mustafa ağabeyi son yolculuğuna uğurlarken, dostluk kavramının ne kadar değerli olduğuna bir kez daha şahit olduk.
Meslek yaşamımda çok özel isimler oldu elbette…
Unutamadığım, vaz geçemediğim ve her fırsatta yadettiğim…
Aramızda olmayanlara Allah’tan rahmet, var olanlara sağlıklı uzun ömürler…
Ve unutamadıklarım…
İlker Ateş, Selahattin Duman, Talay Erker, Turgay Vardar, Korkut Göze, Taner Kutlay, Onur Belge, Coşkun Özarı, Kazım Kanat, Eyüp Karadayı, Ahmet Çakır, Baki Avcı, Cem Atabeyoğlu, Ziya Şengül, Gökmen Özdenak, Ergun Hiçyılmaz, Saim Altunterim, Alp Can, Mehmet Akgüneş, Altuğ İstanbulluoğlu, Naci Yalınkılıç, Hilmi Şahin, Süleyman Gültekin, Murat Deveci…
Mekanınız cennet olsun…
Hiçbir zaman unutulmayacaksınız…