1 saat önce
Süper Lig’de artık son viraja girildi. Bitime yalnızca 180 dakika kaldı. 37 puanla Gaziantep FK, belki de son yılların en “rahat” iki haftasına hazırlanıyor. Çünkü aşağıya baktığınızda tablo hiç de iç açıcı değil. Adeta bir ateş çemberi… Kasımpaşa, Antalyaspor, Kayserispor, Gençlerbirliği ve Fatih Karagümrük ligde kalmak için son nefesine kadar savaşacak.
Evet, Karagümrük için yolun sonu görünmüş olabilir ama diğerleri için umut hâlâ canlı. Hal böyle olunca Gaziantep cephesinde bir rahatlama, hatta bir “şükür” havası hâkim. Sosyal medyada dolaşan yorumlara bakıyorum: “Bu sezon düşme hattında değiliz, rahatız…”
Peki gerçekten bu kadar mı?
Asıl sorulması gereken soru şu.. Neden hep aşağıya bakıyoruz? Neden yukarıyı konuşmuyoruz?
Bugün Başakşehir gibi, Samsunspor gibi, Göztepe gibi kulüpler başarı hikâyeleri yazabiliyorsa, Gaziantep FK neden yazmasın? Neden her sezonun hedefi “kümede kalmak” olsun?
Kümede kalmak elbette bir başarıdır. Ama sürekli aynı hedefe oynayan bir takım, aslında yerinde sayıyor demektir. Oysa bu şehir, bu potansiyel, bu ekonomi çok daha fazlasını hak ediyor. Türkiye’nin en büyük sanayi şehirlerinden biri olan Gaziantep’in, futbolda da ilk 5’i, ilk 6’yı zorlayan bir takımının olması hayal değil.
Sorun bakış açısında… Alt sıralardan kaçmayı başarı saydığımız sürece, üst sıralar hep başkalarının olur.
Sezon başında “Avrupa hedefi” konuşuluyordu. Peki ne değişti? Neden bu hedef sezon içinde buharlaştı? İşte asıl hesap burada sorulmalı.
Artık gerçekçi ama iddialı bir vizyon gerekiyor. Artık günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir yönetim anlayışı şart. Gaziantep FK’da Memik başkan ve ekibi için en kritik eşik tam da burası. Bu sezonu bir milat kabul edip, gelecek yılın temelleri bugünden atılmalı. Transfer politikasıyla, altyapı yatırımlarıyla, teknik yapılanmayla… Kısacası her şeyle yeniden yapılanma şart. Mirel Radoi ile proje olduğunu söyledi Memik Yılmaz. İnşallah, bu takımı enkazdan alıp buralara kadar getiren Memik başkanın bu hesabı tutar…
Ve evet, işin bir de ekonomik boyutu var. Bu şehir isterse yapar. Ama bunun için herkesin elini taşın altına koyması değil, açık konuşalım; elini cebine atması gerekiyor.
Çünkü hedef büyütmeden başarı gelmez. Çünkü hayal kurmadan gerçek olmaz.
Gaziantep’in yeri alt sıralar değil. Gaziantep’in yeri zirve yarışının içidir. Ve artık soru şu değil: “Düştük mü, kalacak mıyız?” Asıl soru şu olmalı… “Ne zaman Avrupa’ya gideceğiz?”