1 saat önce
Gaziantep FK’da sezonun son haftasına girilirken herkesin beklentisi aynıydı; hiç değilse sahada mücadele eden, taraftarına umut veren bir takım izlemek… Burak Yılmaz sonrası takımın başına geçen Mustafa Aksoy’un dokunuşu özellikle Kayserispor maçında etkisini göstermişti. O mücadele, o tempo ve alınan galibiyet bizlere “demek ki değişim işe yaradı” dedirtti. Tribünlerde yeniden umut vardı, şehir yeniden takımına inandı.
Ardından yönetimin ve Maxim’in isteğiyle takımın başına getirilen Mirel Radoi için de açıkçası beklenti yüksek oldu hepimiz için. Çünkü, çalışmak isteyen ve hedefleri olan bir teknik direktör. Avrupa futbolunu bilen, disiplinli bir teknik adam görüntüsü verdi basın toplantısında. “Belki de gelecek sezonun temelleri atılıyor” diye düşündüm. Ama üst üste alınan iki mağlubiyet yeniden karamsarlığa itti bizi. Özellikle İzmir deplasmanında alınacak bir galibiyet, hem moral olacak hem de yeni sezon adına taraftarın içini rahatlatır diye düşünmedim değil.
Ama ilk 45 dakikaya baktığımızda sahada oynayan da, isteyen de, baskı kuran da ev sahibi Göztepe oldu. Gaziantep FK ise adeta oyunun içinde kaybolmuş gibi mücadele etti. Zaten gençlerle falan 17 zar-zor gitti İzmir’e Gaziantep FK.. O kadar etkisiz bir görüntü vardı ki, “Bu oyunla maç nasıl kazanılacak?” diye düşünmeden edemedik. Ne orta saha direnç gösterebildi ne de hücum hattı organize olabildi.
İkinci yarının başında ise biraz olsun karakter koyan bir Gaziantep FK izledik. Rakibin baskısını kıran konuk takım, ilerleyen dakikalarda Bayo’nun ayağından beraberlik golünü buldu ve maça yeniden ortak oldu. O dakikalarda takımın iştahı artsada ele geçirilen fırsatlar değerlendirilmedi. Hatta hakem izin verse belki galibiyet golü bile gelirdi. Fakat siz attınız da hakem vermedi mi? Özellikle Camara’ya ceza alanı çevresinde yapılan net faulün görmezden gelinmesi maçın kırılma anlarından biri oldu ama ona takılıp kalırsan kazanamazsın. Böyle pozisyonlarda verilen ya da verilmeyen kararlar maçın kaderini doğrudan etkiliyor, o bir gerçek.
Yenilen gole baktığımızda ise yine aynı senaryo… Basit hata, ağır kalan savunma ve seyredilen bir pozisyon… Defans baktı, Mustafa Burak baktı, müdahale gecikti ve top ağlarla buluştu. İşte Gaziantep FK’nın bu sezonki en büyük problemi de tam olarak bu: Basit hataları tekrar tekrar yapmak.
Peki Gaziantep FK bu mağlubiyeti hak etti mi? Bana göre hayır… Çünkü özellikle ikinci yarıda takım mücadele etti, direnç gösterdi, oyunun içinde kaldı. Ancak futbolda bazen bir anlık konsantrasyon kaybı her şeyi bitiriyor.
Teknik direktör Radoi’ye yönelik eleştirilerim de var. Gidado’ya bu kadar uzun süre nasıl tahammül edildi anlamak zor. Genç oyuncu ama Süper Lig oyuncusu değil benden söylemesi… Oyunun temposu düşerken Lungoyi hamlesinin bu kadar gecikmesi de ciddi soru işareti oldu benim için. Teknik adam dokunuşu bazen bir oyuncu değişikliğiyle maçı çevirebilir ama bu hamleler yine geç geldi. Radoi maalesef yine göstermedi gerçek yüzünü…
Artık geriye tek maç kaldı. Başakşehir karşısında sezonu taraftar önünde galibiyetle kapatmak, hiç değilse gelecek sezon için biraz moral olacaktır. Çünkü bu şehir umudunu kolay kaybetmez. Yeter ki sahada mücadele eden, isteyen ve formasının hakkını veren bir takım görsün… bu sezon göremedim ama neyse bu ligin en rahat takımı oldu Gaziantep FK…