1 saat önce
24 sene sonra Dunya kupasına katılmamızla, elenmemiz bir çırpıda oldu. Oysa ne hayallerle gitmiştik Amerika'ya...Tabi ya...Real Madrid'den, Juventus den, İnter'den, 3 büyüklerden daha bir çok ünlü takımdan şöhretli oyuncularımız vardı.
Avusturalya, Paraguay hatta Amerika bile kim oluyordu? Grup birincliliğimiz garantiydi, en kötü ikincilik bizi gruptan çıkarırdı. Sonra ver elini çeyrek final, yarı final derken favori gösteriyorduk. Ama kazın ayağı hiç öyle değildi, 5 gün içerisinde iki yenilgi aldık, Bizim çocuklar evine dönecek, Montella'da köyüne...
Aslında 2 maçta da oyunu domine eden takım bizdik. Hem de öyle böyle değil..Her iki maçta da yüzde 75 gibi topun bizde kalması, toplam 65 şut çekmemiz, galibiyet getirecek planlardı ama olmayınca olmuyor. Burada soru șu?
Topa biz mi sahip olduk yoksa rakşpler mi topu bize bıraktı. Evet rakipler bize bıraktı ve kaptıkları toplarla hızlı geçiş oyunuyla istediklerini aldılar...
Basın toplantısında Motella'ya şu soruyu sordum. "Birbirine çok benzer iki maçta rakipler topu bize bıraktı. Avusturalya maçında ders çıkarmadınız mı? B planımız yok müydu? Yani bizim topu onlara bırakıp, oyunu sahamızda kabul edip, rakip üstümüze geldiğinde defans arkasında geniş boşlukları seven Kerem- Barış- Kenan-Yunus gibi sprinter oyuncularımızla netice alabilir miydik? Montella ile uzun süre basın toplantılarında beraber olduk. Her zaman olduğu gibi, sorumun cevabını alamadım, yuvarlak cumlelerle geçiştirildi...
Ben isimlere takılmıyorum. Şu oynasaydı, bu oynamasaydı yenerdik, yenilirdik mevzularına girmiyorum. Yenilgilerimizde en büyük etkeni, Dünya kupası deneyimsizliği olarak görüyorum. Küçümsediğimiz Avustralya, Paraguay hemen her Dünya kupasında oradalar. Bizim oyuncuların hiçbiri bu deneyimi yaşamadı. Özetle Montella’nın dediği gibi daha çok çalışacağız ve her daha iyi yerlere geleceğiz.
